| |
Tarih : 12 Mart 2008
Sayı : 2008/034
Konu : Abhazya’nın Tanınması ile ilgili Türkiye Kafkas
Diasporasının, Kamuoyuna Çagrısı
KAFKAS-ABHAZYA DAYANIŞMA KOMİTESİ’NİN
TÜRKİYE VE DÜNYA KAMUOYUNA ÇAĞRISIDIR
Türkiye'de yaşamlarını sürdüren ve sayıları 7 milyonu
bulan, Kafkas diasporasının,1992 yılı Ağustos ayında,
Gürcistan’ın Abhazya’ya ani saldırısıyla başlayan olağanüstü
koşullarda Abhazya ile ilişkiyi sağlamak ve her türlü
desteği vermek amacıyla oluşturduğu, Kafkas-Abhazya
Dayanışma Komitesi’nin ilgili ve yetkililere Türkiye
ve Dünya Kamuoyu ile diasporamıza çağrısıdır.
Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi, diasporada
yaşamlarını sürdüren Abhazların, Abhazya’daki savaş sırasında,
Abhazya ile Diaspora arasında köprü vazifesi gören; taraflar,
resmi kurum ve makamlar arasında, koordinasyon ve bilgi
akışını sağlayan; savaşın bitiminden bugüne kadar da,
bu görevi eksiksiz biçimde devam ettiren en üst örgütlenmesidir. Komitemiz, Abhazya’nın
yaşadığı sorunlarla ilgili, her kademedeki devlet ve
hükümet yetkilileri, ilgili büyükelçilikler ve temsilcilikleri,
dünyadaki sivil toplum kuruluşları ve resmi organizasyonları
da bilgilendirme görevini, icra etmektedir.
Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi'nin bu
konumu ve özel görevi gereğince, yakınen bildiğimiz,
Abhaz-Gürcü sorunu ve bu çerçevedeki son gelişmelere
ilişkin; Abhaz diasporasının duygu ve düşüncelerini
özellikle dikkatinize sunmak istiyoruz.
Bilindiği gibi, başta ABD ve AB olmak üzere, Batı dünyasının
desteğiyle, Kosova’nın 17 Şubat 2008 tarihinde,
tek taraflı bağımsızlık ilan etmesi, bundan sonra yaratacağı
sonuçlar bağlamında, tersi iddia edilse dahi, uluslararası
sistemin geleneksel yapısında, köklü bir değişiklik
anlamına gelmektedir. Tüm dünyanın gözü, daha önce
bağımsızlığını ilan eden, demokratik, çoğulcu ve modern
bir devlet olma yolunda önemli adımlar atan Abhazya’dadır
artık. Kosova’nın bağımsızlık sürecinin, kendine has,
başka yapılara örnek teşkil etmeyecek bir süreç olduğunu
iddia etmek ve bu çerçevede politikalar yürütmek, geleneksel
çifte standartlara uyarlı, fikri istikrarsızlık ve
iki yüzlülükten başka bir anlama gelmemektedir. Tarihsel
gerçekler, siyasal ve ekonomik süreçler, Abhazya için
gayet açık olarak ortadadır. Gerek Abhazya’da, gerekse
diasporada, yaşamlarını sürdüren Abhazlar için, tarihi
günler yaşanmaya devam etmektedir. Bunun sonucunun,
uluslararası düzeyde tanınması gereken, tam bağımsız Abhazya
Devleti olduğuna ve olacağına kimsenin kuşkusu
olmamalıdır.
Abhaz ulusu, kökleri çok eskilere dayanan,
bağımsız bir yaşam geleneğine sahiptir. Bugünkü Abhazya
Devleti’nin kökleri, 8.yy’da var
olan Abhazya devletinin tecrübe ve geleneğine dayanmaktadır.
Abhazya Devleti, var oluşundan bu yana, Kafkasya’nın
siyasi ve ekonomik hayatında önemli rol oynamıştır. O
tarihten günümüze, Abhazya’nın ve Abhazların yürüttükleri
zorlu mücadeleler, hem Kafkasya’nın hem de bugünkü bağımsız
Abhazya’nın tarihidir. Verilen mücadelelerin, bir ulusun
var olma mücadelesi olduğu ve halkımızın zaman zaman
tarih sahnesinden silinen birçok milletler gibi, yok
olma
tehlikesiyle karşı kaldığı, hiçbir zaman unutulmamalıdır.
Bu mücadelenin aynı zamanda, bugünkü Abhaz halkının kimliğinin,
örf ve adetlerinin şekillenmesindeki önemi ve yeri de,
göz ardı edilmemelidir. Toplumun, sahip olduğu hoşgörü,
demokratik çoğulcu anlayış ve en geniş kapsamıyla tüm
insani değerlere atfettiği önem, barış isteği ve tüm
bunları çevreleyen, kendine, insana saygı ve güvenin;
Abhazların ve Abhazya’nın geleceğinin de sigortasıdır.
Bu değerlerle yoğrulan Abhazların, Ortadoğu’dan Avrupa’ya,
Akdeniz havzasından Kafkasya’ya kadar uzanan alanda,
yüklendikleri ve oynadıkları tarihi rol ve etkileri aşikârdır.
Abhazların ve Abhazya’nın bu tarihsel, kültürel ve siyasal
birikime rağmen bugün karşı karşıya kaldıkları siyasal
durum; haksızlıkların en büyüğü olarak ortada durmaktadır.
Abhazya’nın en doğal hakkı olan siyasal bağımsızlığa,
kendi varoluşlarıyla ilgili, kendilerinin karar verme
hakkına, uluslararası toplum tarafından gereken duyarlılığın
gösterilmemesi; Abhazya’da ve dünyanın her yerinde yaşayan
tüm Abhazları derinden yaralamaktadır. Uluslararası düzenin
devamı ve güvenliği adına, iki kutuplu dünyada yaşanan
çağdışı, haksız paylaşım ve uygulamaların, insanlık dışı
güç kullanımı yöntemleriyle, toplumları tahrip ederek,
onlara hükmetme anlayışının devam ettirilmek istenmesine
akıl erdirilememektedir. Bu politikaların devamı adına,
Gürcü yetkililerin oynamaya çalıştıkları kanlı oyunun,
bugün hala Batı dünyasınca desteklenmesi ise, en büyük
talihsizlik ve hayal kırıklığıdır. Abhazya’nın ve Abhazların
haklarına ve söylemlerine kulakların tıkanması, yapılanlara
göz yumulup, duymazdan gelinmesi de, en basit kavrayışla
insanın varolma ve yaşama hakkıyla alay eder bir tutumdur.
Abhazya, bugünkü dünyamızda bir gerçekliktir, vardır
ve yaşayacaktır. Tarih bunun şahididir. 19. Yüzyılda
Abhazya’yı ele geçirmek adına Rus İmparatorluğunun yürüttüğü,
emperyal politikaların sonucu, Abhazların büyük bir çoğunluğunun,
ölüm veya sürgünle karşı karşıya kalmaları süreci yaşanmıştır.
Bunun siyasal sonucu ise, Abhazya devletinin ortadan
kaldırılması olmuştur. Fakat bu durum, hiçbir zaman Abhazların
ulusal bilinçlerini, dil ve kültürleri ile tarihlerini
unutmalarına yol açmamıştır. İmparatorluğun çöküşü sonrası
ortaya çıkan yeni yapı, Abhazya’yı, Abhazya Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti olarak, 1921’de yeniden
tarih sahnesine taşıdı. Bu sürecin sonu da, öncekiler
gibi baskıcı ve kanlıdır. Bu baskı altındaki yaşamda,
Stalin’in emriyle siyasal statüsü düşürülerek, zorla
Gürcistan SSCB idari yapısı içinde Özerk bir Cumhuriyete
indirgenmiştir. Bu yeni siyasal yapıdaki Abhazya’da,
Gürcistan’ın Komünist/milliyetçi yöneticilerinin rolü
ve yaptıkları, hiçbir zaman Abhazların hafızalarından
silinemez. Bu süreçte Abhaz toplumunun lider/öncü isimleri
ve yetişmiş tüm aydınları da ortadan kaldırılmıştır.
Abhaz okulları kapatılıp, ülkenin demografik yapısıyla
acımasızca ve planlı bir biçimde oynanmıştır. Abhazlar
bu yapılanlara hiçbir zaman boyun eğmeyip, mücadelelerini
canları pahasına sürdürmüşlerdir.
Sovyetler Birliğinin dağılması sürecinde, eski Sovyet
Cumhuriyetlerinin tamamı teker teker bağımsızlıklarını
ilan etti. Batı dünyası da, bunu Sistemin bütünleşmesi
açısından alkışlarla karşıladı. 1990’ların başında
Özerk Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Konseyi,
bu yeni dönemde Abhazya Devleti’nin korunması hedefine
uyarlı olarak,
25 Ağustos 1990 tarihinde “Abhazya
Devlet Egemenliği Bildirisi’ni, Abhazya’nın devlet yapısının
korunmasının yasal garantisi” olarak kabul
etmişti. Gürcistan SSC Yüksek Konseyi tarafından 1991 yılında
alınan bir kararla, 1921 Gürcü Anayasasına
dönüş ve yapılanmalarını ona uyarlı kılma yolunda adım
attı. Atılan bu adımla, “Abhazya’nın
Gürcistan bünyesine dâhil edilmesi ve arzu ettikleri
üniter devlet yapılanması’nin içinde bulunması” dayanağını
da ortadan kaldırarak, Abhazya’nın bağımsızlığının
yolunu açmış oldu. Bunun sonucunda da, 23 Temmuz
1992’de de Abhazya Yüksek Konseyi, 1925 yılındaki
Anayasasını esas alarak, Abhazya’nın uluslararası haklara
sahip, egemen bir devlet olduğunu ilan etti.
Ancak, işledikleri hatanın farkına varan ve AGİT nezdinde
girişimlerde bulunan, oradan haksız ve hukuksuz bir toprak
bütünlüğü ve üniter devlet beratını alan Gürcistan, zorla,
çağdışı üniter bir devlet yaratma hayalini gerçekleştirme
savaşına soyundu. Dayanaksız bir gerekçeyle, Abhazya‘ya
saldıran ve üniter Devlet özlemini gerçekleştirmek isteyen
Gürcistan’ın bu saldırısı; 14 Ağustos 1992-30
Eylül 1993 tarihleri arasında yaşanan ve dünyanın
seyrettiği, Abhazya’yı baştan sona tahrip eden bu savaş,
aynı zamanda Abhazya’nın Bağımsızlık Savaşı oldu. Bedeli
çok ağır olan bu savaş, sürecin Abhazya açısından
geri dönülmezliğini de perçinlemiştir. 26 Ekim
1994’te Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu, halkın kendi
kaderini tayin etme hakkına dayanarak, Abhazya’nın bağımsız
demokratik, bir hukuk devleti olduğunun ilan edildiği,
yeni Abhazya Anayasasını kabul
etti. 3 Ekim 1999 tarihinde, Abhazya’da
ülke çapında halkın % 97,7’sinin bağımsızlıktan
yana oy kullandığı, bir referandum gerçekleştirildi.
12 Ekim 1999’da da “Abhazya Cumhuriyeti’nin bağımsızlık
belgesi” kabul edildi. Bu karar ya da belge
BM tüzüğüne, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar ile
ilgili uluslararası anlaşmalara, Viyana bildirisine ve
diğer uluslararası hukuk sözleşmelerine uygundur. Bu
kararı, küreselleşen ve insan haklarını ciddiye alan,
tüm dünyanın kabul etmesi, saygı göstermesi gerekmekte
ve beklenmektedir. Diasporanın da temel isteği budur.
Bugün Abhazya, BM tarafından kabul edilen, bağımsız,
egemen bir devletin sahip olması gereken bütün organlara
sahiptir ve bütün vasıfları taşımaktadır. Abhazya Cumhuriyeti’nde
demokratik kurumlar yerleşmiştir. Gelişmiş sivil toplum
kuruluşları, bağımsız ve özgür bir basın, meşru muhalefet
ve etkili bir hukuk sistemi bulunmaktadır. Savaş sonrası
yaklaşık onbeş yıllık dönem, bağımsızlığı henüz tanınmamış
Abhazya Cumhuriyeti Devleti’nin yaşama kabiliyetini teyit
etmiştir. Artık istenen ve beklenen, tüm dünyanın BM.
teşkilatı yasasına uygun olarak, Abhazya’nın egemenlik
ve bağımsızlığını kabul etmesidir. Abhazya da bu hakkı
talep etmektedir. Diyaspora bu kararın arkasındadır ve
elinden geldiğince sonuna kadar Abhazya’nın bağımsızlık
mücadelesini destekleyecektir.
Abhazların ve Abhazya’nın tüm dünyadan beklentisi, Abhazya
gerçeğini görmeleri, demokratik, sosyal bir hukuk devleti
olarak, Abhazya’ya saygı göstermeleridir. Abhazya bağımsızdır
ve Abhazya Halkı, uluslararası toplumun tam ve eşit bir
üyesi olarak tanınmayı hak etmekte ve beklemektedir.
Saygılarımızla
Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi
Adına
Başkan
İrfan ARGUN
|
|